Bitte haben Sie einen Moment Geduld, wir legen Ihr Produkt in den Warenkorb.
Bitte haben Sie einen Moment Geduld, wir legen Ihr Produkt in den Warenkorb.
Yirminci yüzyil, felsefe tarihinde düsünsel yönelimlerin cesitlendigi ve farkli metodolojik yaklasimlarin belirginlik kazandigi bir dönem olarak kabul edilmektedir. Modern felsefenin mirasi üzerine insa edilen bu yüzyil bir yandan insan deneyiminin anlamini, bilincin yapisini ve varolusun temel kosullarini yeniden düsünürken diger yandan dilin, bilimin ve mantigin felsefi analizini merkeze alan yeni arastirma alanlarinin ortaya cikmasina sahne olmustur. Bu nedenle yirminci yüzyil felsefesi, belirli düsünürlerin gelistirdigi kuramlari iceren bir düsünce alani olmanin ötesinde, farkli felsefi geleneklerin karsilasmalari, etkilesimleri ve elestirel tartismalari araciligiyla sekillenen genis bir düsünsel ufuk olarak degerlendirilmelidir.Kitapta yer verilen düsünürler yirminci yüzyil felsefesinin farkli geleneklerini temsil etmeleri ve sonraki felsefi tartismalar üzerinde kalici etkiler birakmalari dikkate alinarak secilmistir. Yasam felsefesi ve tarihselcilik baglaminda Henri Bergson ve Wilhelm Dilthey insan deneyimini tarihsel ve yasamsal boyutlariyla ele alan yaklasimlariyla bu tartismalarin baslangic noktalarindan birini olustururlar. Fenomenoloji geleneginin olusumunda önemli bir etkisi bulunan Franz Brentano ve bu gelenegi sistematik bir felsefi yöntem haline getiren Edmund Husserl ise bilincin yönelimselligi ve fenomenolojik yöntem üzerine gelistirdikleri düsüncelerle modern felsefede yeni bir arastirma alani acmislardir. Bu cizgi daha sonra Martin Heidegger ve Maurice Merleau-Ponty tarafindan varlik, dünya ve beden deneyimi üzerine yapilan analizlerle genisletilmistir.
Wie gefällt Ihnen unser Shop?